Evlenmek İsteyen Kardeşlerimize Tavsiyeler

 1,032 total views,  1 views today

Evlenmek İsteyen Kardeşlerimize Tavsiyeler

İfâde-i merâm: Evlenmek isteyen kardeşlerimizin tavsiye istemelerine mukâbil kaleme alınmış idi, hizmet olur düşüncesiyle ihtiyaç hisseden kardeşlerimizin de istifâdesine takdîm edildi. Evlenmeyi düşünen ve teşebbüs edecek olan kardeşlere, evlilik husûsunda nâcizâne tavsiyelerimizdir.

Evlilik; mukaddes bir müessese ve ebediyete kadar uzanacak olan bir süreci içine alır bir ihsânât-ı Rabbâniyedir. Dünyaya ve âhirete bakar ve uzanır neticeleri ve hayırları itibâriyle, evlilik kurumunun sağlam ve kalıcı olması, ve o hâneden gelecek neslin de hayırlı ve her cihetten sağlılıklı yetişebilmesi için, evlilik öncesinde ve evlilik sürecinde bâzı dikkat edilecek hususları nazara vermek arzu ediyoruz.

Bekarlık dönemi:
En evvel, kişinin evlilik teşebbüsü öncesinde diyânetine bakar eksikliklerini tamamlaması ve ailesinin kendisine emânet edileceğini bilmesi ve evlilik öncesi zamanını iyi kullanması gerekir.

Ancak; bu zamanın âhir zaman olmasından mütevellid, kendisini günahlara girer veya girebilir bir vaziyette olduğunu düşünen ve bu hususta çok zorlanan kardeşler, diyanet noktasındaki denkliği nazara almak kaydı ile haramlara girmeden, büyük günahlara sürüklenmeden belki evlenmeleri olabilir. Eğer bu tehlikelerden kendini koruyabiliyor ve muhafaza edebiliyorsa, bu kardeşlerimizin evlilik öncesinde diyanet noktasındaki eksikliklerini ve bilhassa ilmî eksikliklerini tamamlamaları; kendileri, eşleri, istikbâldeki evlâtları, evlilik hayatları ve dahası âhiretleri adına çok daha hayırlı olacağını hatırlatalım.

Evlilik, beraberinde geçim telâşesi, akrabalık ve komşuluk bağlarından hâsıl olan görüşmeler, ziyâretler ve evliliğin ilk dönemlerinde hâsıl olan hareketlilik ve evlilik heyecânı ve ihtimal bir de çocuk nasib oldu mu, kişilerin ilimle iştigâl etmesi -kendileri çok ciddî ve prensip sâhibi ferdler olmadıkça veya bu hususta aynı disiplinde olan eşleri yoksa- mutlak sûrette bir gevşeklik ve fütûr verir. Nasıl olduğunu anlamadan, yılların gelip geçtiğini, husûsi okuma ve çalışmalarında geri kaldıklarını, bekârlık yıllarına göre yavaşladıklarını görürler.

İlim öğrenmek için “daha düzenli bir hayat, herşeyi daha kolaylar” diye düşünen kardeşlerimiz var; Mesleğimiz ve davamız dünya ile iştigâl olsa idi, belki bu cihette bir fâide sağlar idi, lâkin dünya işlerinde başarılı olman için yoluna şeytan veya nefis fazla çıkmaz, belki dünyaya baktığından teşvik eder. Fakat ilim öğrenmek; nefsin istememesine ve şeytanın marazlarına ve evlilik hayatının yükümlülüklerine, rehâvetine, çocuklarla meşguliyete kadar hepsine gâlib gelmekle ancak mümkün olabilir. Husûsi okumak ve ilme çalışmak, zaman ayırmayı ister. Ve öğrenilen ilim, fıtratlara girdikçe ahvâle yansır, o dâhi yuvamız ve hânemiz olacak olan evliliğimizin mânevi hayatına te’sir eder ve bizlerin ahvâlinden ve hayat tarzından hâne halkı dâhi beslenir ve öyle şekillenir.

Belki denilebillir ki, “Çocuk sâhibi olmadan ilîm sâhibi olunuz.” Yâni sonrasında müşkilleşir demektir.

O halde evlenmeden önce bir program yapmalı, eksiklerimizi ve hedeflerimizi belirlemeli, bir istikâmet çizmeli, disiplinli bir çalışma ile belli bir sürede bu eksiklikleri tamamlamalı. Bu cihette bekarlığı da bir ni’met bilmeli…

Eş adayınızı bulma veya tanıma dönemi:

Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştur:

حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ، أنَا يَحْيَ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ قَالَ: تُنْكَحُ النِّسَاءُ لأَرْبَعٍ: لِلدِّينِ، وَالْجَمَالِ، وَالْجَمَالِ، وَالْحَسَبَ، فَعَلَيْكَ بِذَاتِ الدِّينِ، تَرِبَتْ يَدَاكَ 

Kadınlarla dört şey için evlenilir; din, güzellik, mal ve soyu. Sen dindar olanı seç ki, ellerin darlık görmesin…. 1

Bir başka hadis ise:

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ الْمُحَارِبيُّ و جَعْفَرُ بْنِ عَوْنٍ عَنْ الافْرِيقِيِّ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍ و قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وسَلَّمَ لا تَزَوَّجُا النِّساءَ لِحُسْنِهِنَّ فَعَسَى حُسْنُهُنَّ أَنْ يُرْدِيَهُنَّ وَلا تَزَوَّجُو هُنَّ لامْوَالِهِنَّ فَعَسَ أَمْوَالُهُنَّ أَنْ تُطْغِيَهُنَّ وَلَكِنْ تَزَوَّجُوهُنَّ عَلَى الدِّينِ وَلامَةٌ خَرْمَاءُ سَوْدَاءُ ذَاتُ دِينٍ أَفْضَلُ 
Kadınları, sadece güzellikleri için nikâhlamayınız. Çünkü güzellikleriyle gurura kapılmaları onları tehlikeye götürebilir. Kadınları, sadece malları için de nikâhlamayın. Çünkü mallarının onları azdırıp yoldan çıkarması da mümkündür. Fakat dindarlıklarından dolayı onları nikâhlayın. Çünkü burnu kesik, kulağı delik ve siyah dindar bir köle, dindar olmayan diğer kadınlardan daha kıymetli ve değerlidir.” 2

Risale-i Nûr’da ise denklik bahsi şöyledir:

Şer’an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münasib olmalı. Bu küfüv ve denk olmak, en mühimmi diyanet noktasındadır. Ne mutlu o kocaya ki; kadınının diyanetine bakıp taklid eder, refikasını hayat-ı ebediyede kaybetmemek için mütedeyyin olur.

Bahtiyardır o kadın ki; kocasının diyanetine bakıp “ebedî arkadaşımı kaybetmeyeyim” diye takvaya girer. Veyl o erkeğe ki; sâliha kadınını ebedî kaybettirecek olan sefahete girer. Ne bedbahttır o kadın ki; müttaki kocasını taklid etmez, o mübarek ebedî arkadaşını kaybeder.

Binler veyl o iki bedbaht zevc ve zevceye ki; birbirinin fıskını ve sefahetini taklid ediyorlar. Birbirine ateşe atılmasında yardım ediyorlar!..” 3

Demek en evvel, diyânetine bakılacak ve diyânette de denklik olacak.

Yâni, her iki eş mutlaka dindâr olacak. Mutlaka ferâizler edâ ediliyor olacak. Sonra olur demek, bir maceradır. Mâdem hadis, dindar olanı seç diyor, hadisin hükmüne ittiba’ etmeli.

Ayrıca bu zamanımızda diyânette denklik, cemaatlerin ve tarikatların da varlığı nazara alınarak yeniden düşünülmeli. Ayrıştırma maksadıyla kat’iyyen değil, evliliğin sıhhâtine bakar menfaati var. Risale-i Nûr dâiresinde olanlar ile tarikat mensubu olanların evliliklerinde meşreb, meslek, usûl ve hizmet tarzı farklılıklarından ihtilâflar çıkabildiğine şâhit oluyoruz. Elbette kâmil mertebede olan şuurlu eşler arasında problem olmayacaktır ancak, toplumun her ferdi bu seviyede olmadığından, genele göre hareket etmek daha uygun olur. Lâkin evliliğimiz riske atılacak bir birliktelik değildir. Eşler arasında olabilecek gereksiz sürtüşmeler ve çekişmelerden hâsıl olan menfî te’sir ve gerginlik, evlilik bağlarını olumsuz etkiliyor. Bu hususta tafsilata girmiyoruz ancak, sizlerde takdir edersiniz ki; uyumlu bir evlilik, öncesinde de uyumluluğu ister. Herkesin zaaflarının ve eksikliklerinin olması, hissiyatların devreye girmesi ve herkesin de bir seviyede olmaması, bu nev’deki meşreb ve meslek farklılıklarını evlilik içinde problemlere, sürtüşmelere çevirebildiğine şâhit oluyoruz.

Uygun bir eş adayı nasip olduğunda ne yapacağız:

Mutlaka Sünnet-i Seniye dâiresinde hareket etmeli, yanlarında bir mahremi olmak kaydı ile tanışmalı ve görüşülmelidir. Azâmî dikkat…

Ebû Hûmeyd’in rivayetine göre, Peygamber Efendimiz aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuşlardır:

… رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وسَلَّمَ يَكُولُ إِذَا أَلْقَى اللَّهُ فِي قَلْبِ امْرِئٍ خَطْبَةَ امْرَأَةٍ فَلا بَأْسَ أَنْ يَنْظُرَ إِلَيْهَا 
… Allah, bir adamın kalbine bir kadınla evlenme isteği koyduğu zaman, o kimsenin o kadına bakmasında bir sakınca yoktur.” 4

Evet evlenmek niyeti ile edeb içinde yüze bakmakta mahsur yok ancak, “şehvet ile bakmak olmayacak”.

Hem bu görüşmeler nasıl olacak, alttaki hadis onu da ihtâr ediyor,

Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

عَنِ ابِنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: لاَ يَخْلُوَنَّ رَجُلٌ بِامْرَأَةٍ إِلاَّ مَعَ ذِيِ مَحْرَمٍ 
Mahrem bir akraba ile birlikte bulunması hâli dışında, bir erkek asla bir kadın ile baş başa halvette {yalnız} kalmasın.” 5

Evlenecek olan eş adayları, ancak yanlarında mahremleriyle bir arada olmalı ve karşılıklı olarak evlilikten ve mânevi hayatlarıyla ilgili beklentilerinden birbirlerine bahsetmeli ve açık açık konuşmalıdır. Mesela, hizmette daha yoğun olan kardeşlerin veya ileride hizmet edebilirim diye arzu eden kardeşlerin, Kur’ân hizmeti için gayret göstermek istediklerini ve bu hususta gerektiğinde fedakârlık yapacaklarını açıkça dile getirip, eş adayının da bunları bilerek kabul ettiği bir evliliğe doğru yürümelidir.

Mesela bir misâl; çok kardeşlerimiz evde televizyonun sakıncalarını nazara alarak barındırmıyorlar, onun yerine sürekli okumaya, öğrenmeye veya ailesiyle hasbihâl etmeye zaman ayırıyorlar. Bu gibi önemli olan ayrıntıların eş adayı ile evlilik öncesinde açıkça konuşulması lâzımdır ki, sonrasında emr-i vâki bir tarzda ortaya çıkarılmasın veya “nasıl olsa evleneyim sonrasında ben bu meseleyi hallederim” gibi bir düşünceyle hareket etmeye kalkışılmamalı. İçinizde saklamayın ve saklatmayın. Açıkça konuşun, karşınızdakini de konuşturun. Bu, sağlam bir yuva kurmadan önce eşiniz ile yapacağınız bir akid gibidir. Sonrasında hayal kırıklıkları yaşamaz ve yaşatmazsınız.

Bazen de eş adayları bu isteklere “evlenebilmek” adına evet, kabul ediyorum deyip, içinden aynı şekilde “nasıl olsa ben bi şekilde bu işi hallederim” diye düşünüyorlar. Bu nüansı dâhi açık açık konuşmalı ve mutâbâkata vardığınız hususlarda, evlendikten sonra “bozarım veya istediğimi yaptırırım” anlayışında olunmamasını dikkatlice nazara verip, iyice düşünülmesini sağlamalı. Bu hem sizin için, hem karşınızdaki için, hem de evlilik hayatınız için çok ehemmiyetlidir.

Bu aşama, eş adaylarının birbirlerini tanımaya çalıştığı aşama olduğundan, her iki taraf evlilikten beklentilerini ortaya koymalıdırlar. Karşımızdakini tanımak kolay değildir çünkü herkes hakiki yüzünü göstermez, hareketlerini kısıtlar, davranışlarını kontrol altında tutar. Bu nedenle görüşmeden önce eş adaylarını tanıyan “samimî ve güvenilir” ortak kişiler bulunsa, görüşmedeki izlenimlerinizi tamamlayıcı olur.

Elbette bir insanın oturması, kalkması, konuşma tarzı, uslûbu, ifâde biçimi, hareketleri, giyimi kendisi hakkında bilgi verecektir. Fakat kalplerde ve fikirlerde olanı anlamak için eş adayları birbirini konuşturtmaya çalışmalı ve evlilik beklentilerinin yanısıra, kendileri için önemli olan meselelerde de görüş birliği olup olmadığını anlamaya çalışmalıdır.

Demek taraflar, öncesinde kendi kendilerine bir ön çalışma yapmalı, teferruat kâbilinden olmamak kaydı ile önemli olanları tesbît etmeli ki, evlilk sonrası çıkabilecek huzursuzluk ve münakâşaların bu cihetten önü alınsın. Ve bu konuşmaların en büyük faydası, karşı taraf hakkında hasbel kader bir kanaat vermesidir.

Bu aşamadan sonra kalbe sinmeyen, akla yatmayan herhangi bir durum varsa, asla acele etmemeli, şüphe içinde evlilik yapılmamalıdır. Eğer herşey olumlu görünüyor ve kalbiniz ile aklınız imtizac edip tasdik ediyorsa, sadaka vermeyi ihmal etmeden (sadaka belâları def eder), duâlarla ilk adımlarınızı atarsınız.

Önemlidir, yüzde yüz uyum ve beklentilerine karşılık bulma gerçekçi değildir. Bu husustaki uzmanlar, yüzde yetmiş uyum ve uygunluk bulsalar, o evlilik yapılır derler. Bizde uzmanların görüşlerine elbette saygı duyuyoruz ancak bu yüzde otuzluk uyumsuzluk dinde, mâneviyatta olmamalı…

Evlenme süreci:
Bu aşamada ailelerin de birbirini tanımasına ve bir araya gelip konuşabilmelerine vesile olan isteme, söz veya nişan devresidir ki, evlilik hazırlıkları sürecidir.

Bu süreç geri dönülmez mutlak evlilik süreci değildir. Ön tanışmalarda farkedemediğiniz veya sonradan gördüğünüz ve içinize yatmayan husûslarda “durdurabilirsiniz” demektir. Bâzen eş adayları birbirlerine ısınır ancak aile içi ilişkilerde, fertlerde problemler vardır. Bu problemler çok yönlü olabilir ve evliliğinize, hânenize te’sir edebileceğini düşünüyorsanız, aklınıza yatmadığı, kalbinize sinmediği vakit “durdurabilir” ve başka kısmetlere yönünüzü çevirebilirsiniz. Duygusallıkla veya evlenmek hissiyatıyla vereceğiniz yanlış bir karar, bütün hayatınızı ciddî mânâda etkileyebilir.

Yaşanmış bir tecrübedir, misâl olarak kaydediyorum. Derslerimize gelen bir kardeşimiz, evlenmeyi çok istediğinden, evlilik sürecinde eşi olacak kişinin ibâdetlerinde gevşekliği farkediyor, ailesinin de aynı tarzda olduğunu farkettiği halde, konuşarak düzelteceğini umuyor. Birlikte iken dikkat etmeye başlayan eş adayı, evlilikten sonra eski hâline dönüyor. Şimdi o kardeşimizin birde çocuğu oldu, derslere dâhi gelmediği gibi, o dâhi ibâdetlerinden hayli gevşemiş bir hayat sürüyor.

Hemşirelerim! Mahremce bu sözümü size söylüyorum: Maişet derdi için; serseri, ahlâksız, firenkmeşreb bir kocanın tahakkümü altına girmektense, fıtratınızdaki iktisad ve kanaatla, köylü masum kadınların nafakalarını kendileri çıkarmak için çalışmaları nev’inden kendinizi idareye çalışınız, satmağa çalışmayınız.” 6

Bilemediğiniz ve içinden çıkamadığınız şeyler için, mutlaka aile büyüklerinizle istişâre ediniz, eğer çözüm bulamıyor veya zihninizde, kalbinizde netleştiremiyorsanız, o vakit “istihâre” namazı kılınız. Cenab-ı Hakk (c.c.) ‘dan din ve diyânetiniz ve dünya ve âhiretiniz için bu evliliğin hakkınızda hayırlı olup olmadığını size hissettirmesini ya da rü’yada bir alâmet göstermesini duâ ediniz. Gerekirse bu hususta samimî dindâr kardeşlerinizden veya büyüklerinizden de yardım talep ediniz.

Evlilik süreci alışverişleri, görüşmeleri:
Şu asrın şartları içinde, herşeyin birbirine karıştığı, haramların normal karşılandığı, örf ve gelenek tiryakiliği ile beraber, câzibedar dünyanın nefsi okşayıp iştahlandırdığı ve çevredeki insanların göze sokar derecesinde gayr-ı meşrû ahvâllerini sergilediği ve hatta özendirdiği bir hengamda, işlerin mânevi açıdan daha da zorlaştığını ve azamî dikkat ve sabır istediğini bilmemiz lâzım geliyor.

Evlilik sürecinde de Sünnet-i Seniye dâiresinde hareket edilecek, aksi takdirde harama girilmiş olur.

Söz veya nişan süreci dâhil, burada dikkat edilmesi gereken, ekseriyetle aileler yüzük takma işlemi yapıldıktan sonra eş adaylarının birbiriyle dolaşıp gezmesine, evlilik alışverişlerine veya aileleri ziyaret etmesine, hem başbaşa olmalarına ziyâdesiyle müsaade ediyorlar. Halbuki, bu eşler birbiriyle evli değiller ve hâlen de birbirine namahremdirler (birbirlerine evlilik düşer), yabancıdırlar ve haramdırlar (dinen başbaşa bulunamazlar). Her zaman beraberlerinde mahremleri olan üçüncü bir şahıs bulunmalıdır. Söz veya nişan yapmak bunu meşrû’laştırmaz, birbirlerini helâl kılmaz!

Bu harama girmemek için aileler veya eş adayları dinî nikah yapmayı arzu ediyor, bu sâyede evlilik sürecinde rahatça hareket edebilmek ve harama girilmesin niyetiyle dinî nikâh yapıyorlar, hatta bâzen eş adayları ailelerinden habersiz dinî nikah yapıyorlar. Dikkat ediniz, şer’an, dinen karı-koca oluyorlar. Kat’iyyen tavsiye etmiyoruz. Meşrû dâirede hareket edilirse, resmî nikâh öncesinde dinî nikâha ihtiyaç olmaz, siz yeterki nefsinizin istediği gezmek, dolaşmak ve yakınlaşmaya müsaade etmeyiniz! Dinî nikâhın ancak resmi nikâh ile beraber yapılması gerektiğini, aksi durumlarda hem sû-i istimallerin olabildiğini, hem hâl-i hazırda şer’an ve dinen karı-koca olduklarından dinî yükümlülüklerin ve bağlayıcı hukûkun olabileceğini, hem son anda olabilecek bir geçimsizlik ile ayrılma teşebbüslerinde bilhassa hanımların çok zor durumlara düşebildiğini (kocanın kasıtlı olarak talak vermemesi vb.), hem birbirlerine helâl olmalarından şeytanın istifade ettirmesine kadar daha birçok cihetlerle sakıncalar ve tehlikeler bulunduğu için (meselâ, nikâh şartlarının mezheplere göre farklılıklar içermesi vb. gibi), dinî nikâh, resmi nikâh ile beraber yapılmalıdır. Bu nedenle eş adaylarının, ailelerden habersiz olarak kendi aralarında böyle bir karar vererek, dinî nikâha teşebbüs etmemeleri ve meşrû dâirede evlilik adımlarını atıp, bu süreci ilerletmeleri ve çok uzatmadan mümkün mertebe biran önce de izdivâcı nihâyetine tamamlamalarını tavsiye ediyoruz.

Birde bu evlilik sürecinde cep telefonları veya internet ile karşılıklı görüşmeler ve yazışmalar olabiliyor. Eş adaylarının İslâmiyetin ağırlığı ve edebini muhâfaza edemeyip, zarûret hârici nefsânî yazışmalar içine girip, konuşmanın da kıvamını tutturamayıp, yakınlaşmalar, duygusal ifâdelerde ölçüsüzlük hâsıl olabiliyor. Evlilik sürecinin sonu ne getirir bilinmez, kader-i İlâhi birbirinize sizi eş kılacak mı meçhûl, henüz kendimize helâl olmayan namahrem birisi ile, belli bir edeb ve seviyede vakârlı olmak İslâmiyetimize ve sizlere en çok yakışandır.

Cenâb-ı Hakk (c.c.) sizlere hâyırlı, mübârek ve kendisine yakın kılacak evlilikler nasîb buyursun. Âmin.

Ersin Miman

————————————————
1: Sünen-i Dârimi, Kitabü’n-Nikâh 
2: İbn-i Mâce, Kitabü’n-Nikâh 
3: Lem’âlar, Yirmidördüncü Lem’â 
4: Sünen-i İbn-i Mâce, Kitabü’n-Nikâh 
5: Sahîh-i Buhârî, Kitabü’n-Nikâh 
6: Lem’âlar, Yirmidördüncü Lem’â, Ehl-i imân âhiret hemşirelerim olan kadınlar tâifesi ile bir muhâveredir. 

Bir cevap yazın