Ağabeyler, Fethullah Gülen’i Neden Farkedemediler?

 848 total views,  1 views today

Bu bizim sorduğumuz bir suâl değil, sağda-solda dillendirilen bir suâl! Bâzen ithâm kastıyla, bâzen de ağabeyleri sorgulama veya sorgulatma niyetiyle zikredildiğine şâhit olduğumuz fısıltılardan.. Ve bu haksız ve maksadlı tenkîdlere de cevâb vermek boynumuzun borcu..

Fethullah Gülen’in tarz-ı teşebbüslerini doğru bulmayan ve dâire-i nûriye içinde kabûl etmeyen ve risâlelerin meşrebine sâdık olmadığını dile getiren büyüklerimizin bu tesbît ve konuşmalarının bâzılarına şâhid oldum. Fakat ülkemiz genelinin farkedemediği ve uyanamadığı bu gürûhun faaliyetlerine karşı, ağabeylerimizi ithâm etmek ve onları tenkîd etmek insaf mıdır.. Kaldı ki, o gürûhu yakından tâkip etmeyen, kendileriyle meşgûl olmayan ve hâlihazırdaki dâire-i nûriyenin hizmetlerinden başlarını kaldırmayan ağabeylerimizin, ülkemizin geneli gibi hüsn-ü zann etmeleri gâyet mâkûl olmakla berâber, o gürûhun içinde yıllarca onlarla berâber olduğu halde (tâbiri câiz ise) burnunun dibindekini görememiş olanların da varlığını ayrıca hatırlatalım..

Bakınız, Diyânet İşleri Başkanlığı “Kendi Dilinden Fetö” adlı bir kitap yayınladı ancak bu kitabı şimdi yâni 2017 yılında yayınladı. “Niçin bugüne kadar hâlizırdaki kitaplarından ve konuşmalarından bunu tesbît etmediniz, nice din âlimleriniz vardı..” diye ithâm edebilir miyiz…

O gürûhun o dönemdeki faaliyetlerine muttali olmayan ve şimdilerde iyice gün yüzüne çıkmış videolarıyla hepimizi hayrette bırakan ve pek acip kelâmların sarfedildiği o konuşmalarından kimin haberi vardı ve kapalı kapılar ardını kimler görebildi ve bâzı kabûl görmeyen tarz-ı hareketlerinin bugünleri ne’tice vereceğini kim sezebildi(ki)..!?

Evet, neden göremediler ve nasıl oluyor da göremiyorlar gibi suâllerin cevâbını, Onbeşinci Mektûb’da arayalım..

“Aziz kardeşim!
Senin birinci suâlin ki: Sahabeler nazar-ı velâyetle müfsidleri neden keşfedemediler?
 (1)

“Sahabelerin velâyeti, velâyet-i kübrâ denilen, verâset-i nübüvvetten gelen, berzah tarîkına uğramayarak, doğrudan doğruya zâhirden hakikata geçip, akrebiyet-i İlâhiyenin inkişâfına bakan bir velâyettir ki, o velâyet yolu, gâyet kısa olduğu halde gâyet yüksektir. Hârikaları az, fakat meziyatı çoktur. Keşif ve kerâmet orada az görünür.” (2)

Demek sır burada… zirâ;

“Risale-i Nur mesleği; sahabe mesleğinin bir cilvesidir.” (3)

Hem Hazret-i Ömer radıyallahu anhu gibi hulefâ-i râşidinden bir sahâbî, yanındaki katili olan Firuz’u görememiş..!

Aynı suâle Hz. Yakûb aleyhisselâm’ın verdiği cevâbı, mektûbun devâmından kaydedelim:

“Hazret-i Yakub’dan sorulmuş ki: “Ne için Mısır’dan gelen (Hz. Yusûf’un) gömleğinin kokusunu işittin de, yakınında bulunan Ken’an Kuyusundaki Yusuf’u görmedin?” Cevaben demiş ki: “Bizim hâlimiz şimşekler gibidir; bazan görünür, bazan saklanır. Bazı vakit olur ki, en yüksek mevkide oturup her tarafı görüyoruz gibi oluruz. Bazı vakitte de ayağımızın üstünü göremiyoruz.” (4)

Demek Cenâb-ı Hakk celle celâluhu bildirmedikçe, bilinmez ve bildirdiğinden başkası da göremez…

Ne Hz. Yâkûb aleyhisselâm Ken’an kuyusundaki Yusuf’u göremediğinden, ne de Hz. Ömer radıyallahu anhu yanı başındaki kâtilini bilememesinden dolayı, mevkî ve makâmlarından sükût etmemişler veya o makâma liyâkâtları yoktur diye kimse hükmetmemiş ve edemez ve de edilemez…

Ağabeylerimiz için de hâl böyledir. Ve bu hizmetlerin bugünlere gelmesinde hayatlarını gözünü kırpmadan fedâ eden tüm ağabeylerimizin çileli sergüzeşt-i hayatlarını unutmamalı ve kadirşinaslığı bırakmamalı…

Cenâb-ı Hakk celle celâluhu tüm ağabeylerimizden ebeden râzı olsun…

Binler selâm ederim…
Ersin Miman

Dipnotlar :
1: Mektûbât, Onbeşinci Mektûb 
2: Mektûbât, Onbeşinci Mektûb 
3: Emirdağ Lâhikası-1 
4: Mektûbât, Onbeşinci Mektûb 

Bir cevap yazın