Kısa Yazılar


Andımız Metni Bir Hata mıydı?

Hangi yönden ve hangi cihetten bakarsanız bakınız, içinde farklı kültür ve ırkları barındıran ve yeri geldiğinde memleket ve millet için topyekûn mücâdele veren ve bu farklılıklarla zenginleşen ve kuvvetleşen bir memleketin andının; ayrıştırıcı, ötekileştirici, diğer ırkları ve nesebleri görmezden gelici bir uslûb kullanması, -ne geçmişte  Devâmını Oku…


Aldananlar ve Hocalık Kisvesi Altında Aldatanlar

Bu âhirzamanda, hocalık kisvesi altında aldanmış yahut aldatan hocaların ağına düşmemek ve imânımızı muhâfaza etmek ve kalbimize, fikrimize bâtıl görüşlerin sirâyet etmesinden muhâfaza olunabilmek için, hem kendimizi koruyabileceğimiz birkaç tavsiye ve öneriyi de dâhil ettiğimiz kısa yazımızı istifâdelerinize takdîm ediyorum.. Devâmını Oku…


Kısas Haktır, İdâm için Referandum Yapılsın

Ey erkân-ı Hükûmet ..! Bu idâm kararını getirmelisiniz. 15 Temmuz’dan beri bağıran milleti dinlemelisiniz. Milletimizin menfaati uğruna olan siyâsi tedbirlerinizi anlıyor olsak da, milletin bağrından gelene kulak vermelisiniz.. İdâm konusunda referanduma gidiniz! O vakit bu mes’ûliyeti millete devretmiş olursunuz. Bırakınız millet, istikbâlini çizsin, gönlü rahatlasın, yüzleri gülsün, zâten İlâhî bir hak olan ‘kısas’ kısmen hayat bulsun. Devâmını Oku…


Bedîüzzaman’a vatan hâini diyen hâindir!

Bedîüzzaman Hazretlerinin hakkâniyetini savunmak üzerime borç olması hasebiyle kısadan kaleme alıyorum. Hâinlik isnâd eden hâinlere değil, millete arz ediyorum zirâ efkâr-ı âmmeyi aldatmamak lâzımdır..

“Eğer bin müddeiumumî ve bin emniyet müdürü kadar bu memlekette emniyet-i umumiyeye hizmet etmemiş isem -üç defa- Allah beni kahretsin!” diyen bir zât hakkında hâin diyen, hâindir..! Devâmını Oku…


Müfterîler…

Biz artık bu zümreleri tanıyoruz. Bunların bır kısmında adâvet, garaz, kıskançlık ve haset yatıyor. Başka bir kısmı tamâmen İslâmiyetin aleyhindeler ve dinsizdirler fakat bunu i’tirâf etmezler, gizlerler. Diğer bir kısmı ise Kemâlist ruhlu olduklarından ve belki de tamâmen Kemâlist olduklarından, gizliden gizliye düşmanlık besliyorlar. İslâmiyetin muvaffâkiyetini, kuvvetlenmesini ve hükmetmesini kat’iyyen hazmedemiyorlar. Sûreten haktan görünüp, asıl itibâriyle başka maksadların peşinde koşuyorlar. Bu zümrelerin tamâmı dâhilden ve hâriçten sürekli taarruz ve tâciz ediyorlar. Devâmını Oku…


Sâid-i Nûrsî Devleti değil, Bilinçli Ümmet inşâ ediliyor

Evet, “Said-i Nûrsî Devleti Değil, Bilinçli Ümmet İnşâ Ediliyor” başlığında zikredilenlerin arasındaki farkı birbirinden ayıramamak ciddî bir eksiklik olduğu gibi, Risâle-i Nûr eserleriyle müellifi Bedîüzzaman Hazretlerini de anlayamamış olmaktır. Risâle-i Nûr eserleri ve Hazret-i Bedîüzzaman hakkında ve hatta bu eserleri okuyanlar da dâhil olmak üzere yapılan bütün tecessüsler, tâkipler, tetkîkler, gizliden gizliye yürütülen araştırmalar ve yapılan nice âni baskınlar ve nihâyetinde hazırlanan bütün resmî raporlar ve uzun mahkeme süreçlerinin ne’ticesinde verilen berâetler; Said-i Nûrsî de Devâmını Oku…


Hizmet, Başkalarını Yermekle Yapılmaz

Kendine güvenen ve gittiği yolun doğruluğundan emîn olan, karşısındakine hakâretler yağdırmaz, cerbeze yapmaz, demagoji yapmaz, alaylı ve kinâyeli kelâmlar sarf etmez, bilip-bilmeden ortalığa savurmaz, dâvâsının bürhanlarını ortaya koyar, vicdân-ı umûma ve efkâr-ı amme’ye havâle edip yoluna devâm eder. Devâmını Oku…


‘Arab ve Türk hakikî iki kardeştir’ Adâvete Dönüşmesin

Evet, bu muhabbetin halkın kalplerinde bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Zirâ, umreye veya Hacca giden herkes bilir ki, halkın bize karşı müsbet muhabbetleri ve sevgileri vardır. 15 Temmuz gecesinde ve haftasında nice Arap kardeşlerimizin sokaklara döküldüğünü iyi biliyoruz, bunları asla unutmayalım. Bir milletin teveccüh ve muhabbetini kazanıp kendine taraftar etmek, idârecilerine karşı kazanılan en büyük zaferdir! Devâmını Oku…


Erkân-ı Hükûmet’e; ‘Mağdurlarımız Hâlen Bekliyorlar…’

Bu süreç, ekseriyet-i mutlaka ile hükümetin icraatlarına İslâmiyet nazarı ile bakan ve taraftar olan hâlis ve muhlîs insanların, giderek hükümet aleyhine dönüşmelerine zemin hazırlayan bir süreç olup olmadığını da erkân-ı hükümetin iyice taharrî etmesi ve izlemesi gerektiğini düşünüyorum. Devâmını Oku…


Cilbâb Altına Pantolon Giyilir mi?

‘Pantolon mes’elesi ve İhsan Şenocak’ı eleştirenler’ adlı yazımızda temâs ettiğimiz cilbâb altına pantolon giyilmesini bir parça daha izâh edelim. Evvelen, bu yalnızca şahsımızın bir görüşü değildir, bu mânâda görüş bildiren birçok ehl-i ilim vardır. Kabûl etmeyip aksini bildirenler de vardır. Her iki taraf da ehl-i ilim olduğuna göre gerekçesine ve maslahatına bakalım. Devâmını Oku…


Pantolon Mes’elesi ve İhsan Şenocak’ı Eleştirenler

Şu zaman ve zeminde Kur’ân ve Sünnet adına azîm gayretler ortaya koyan İhsan Şenocak kardeşimizin, kendi tarz-ı mesleğinde ve bulunduğu makâm ve vazîfesi cihetiyle yaptığı ve belki kendisine de farz-ı ayn olan emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker’i icrâ etmesini ve vaaz etmesini binler tebrîk ediyorum. Tahrim Sûresi, 6. Âyetin “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun” kâidesiyle vazîfesini deruhde ettiğini düşünüyorum. Devâmını Oku…


Ağabeylerimiz Emânetü’l-Üstâd’dır

Risâle-i Nûr eserlerinin te’lif sürecinde de, neşir sürecinde de istihdâm edilen, saff-ı evvel ve saff-ı sânî nâmlarıyla yâd edilen ve bu kudsî hizmette bulunmaları hiç şüphesiz ki tesâdüf olmayan ve herhangi bir mecbûriyet tahtında da hizmet ettirilmedikleri âşikâr olan bu bahtiyar, gönüllü ve gayretkâr ağabeylerimizin, bu dâvâdaki istihdâmları şüphesiz ki mukadderât-ı İlâhiyedir, takdîr-i İlâhiyedir. Devâmını Oku…


Ağabeyler, Fethullah Gülen’i Neden Farkedemediler?

Bu bizim sorduğumuz bir suâl değil, sağda-solda dillendirilen bir suâl! Bâzen ithâm kastıyla, bâzen de ağabeyleri sorgulama veya sorgulatma niyetiyle zikredildiğine şâhit olduğumuz fısıltılardan.. Ve bu haksız ve maksadlı tenkîdlere de cevâb vermek boynumuzun borcu.. Devâmını Oku…


Vazife-i Kudsîye Bizleri Beklerken..

Nihâyetsiz hamd-ü senâlar olsun ki, böylesi kudsî bir vazîfenin içinde istihdâm ediliyoruz. Umum ümmetin istiâze ettiği âhirzamânda gelmek ve bu kudsî dâirenin içinde olmak, ta’rifi mümkün olmayan bir ihsân-ı Îlâhî ve bir lütf-u Îlâhî’dir… Mâdem bu semâi ve ulvî vazîfe ile tavzîf edilmişiz; elbette bizden vazîfemizin icraası beklenecek… Devâmını Oku…


Mağdurlarımızın Hazîn Bekleyişleri…

Zor bir süreçten geçiyoruz, dâhili ve hârici düşmanların taarruzları altında yürüdüğümüz çetin bir süreç. Darbeye teşebbüsden sonra başlayan ve bâzen dost ile düşmanın tefrikinin yapılamadığı, anlaşılamadığı bir süreç. Yâni hava çok puslu, görünmezlerin ve kendini hissettirmeyenlerin her yerde ve her makamda bulunduğunu anladığımız bir süreç… Devâmını Oku…


İlim Meclisine Girmenin Âdâbı

Mârifetullah ve imân hakîkatlerinin anlatıldığı, sohbet ve derslerinin yapıldığı medrese-i Nûriye veya dershâne nâmıyla tesmiye edilmiş ilim meclislerine girmenin âdâbı, lâtif bir uslûb ile yazıldı. Kalbimizdeki imânın, cismimizde tezâhürüdür edeb-i İslâmiye. Edeb’in öyle bir mevkî var ki, hem ilimden önce gelir, hem de ilmi dâvet eder. Ders-i Kur’ân’a muhâtab olanın, o dersten istifâdesine dâhi te’sir eder. Hem hâriçteki nazarlar, edeb-i İslâmiyeyi ihyâ eden sâdık Mü’minlere, İslâmiyet hesabına hayrân olurlar… Devâmını Oku…


İlim Meclisinde Oturmanın Âdâbı

İlim meclislerinde, hitâbât-ı Kur’ân’iyeye muhâtab ve ders-i Kur’ân’a muhtâç olan biz talebelerin, hem kendi nefislerimiz, hem muhtâç olan diğer kardeşlerimizin de istifâdelerinin perdelenmemesi için tarz-ı harekâtımıza dikkat etmek elzem olduğu kadar, ders-i Kur’ân’a hakikî bir muhâtab olmak ve dersin hakîkatlerinin ruhumuza nüfûs edebilmesi için hâlis bir niyet ile beraber, gayret ve ciddiyet ile tâlib olmak lâzım gelir. Ve böyle bir mecliste yalnız olmadığımız ve sâir kardeşlerimizin de haklarına azamî dikkat etmekliğimiz, onların üzerimizdeki… Devâmını Oku…


Sitemiz Hakkında :

İlim meclislerinde, hitâbât-ı Kur’ân’iyeye muhâtab ve ders-i Kur’ân’a muhtâç olan biz talebelerin, hem kendi nefislerimiz, hem muhtâç olan diğer kardeşlerimizin de istifâdelerinin perdelenmemesi için tarz-ı harekâtımıza dikkat etmek elzem olduğu kadar, ders-i Kur’ân’a hakikî bir muhâtab olmak ve dersin hakîkatlerinin ruhumuza nüfûs edebilmesi için hâlis bir niyet ile beraber, gayret ve ciddiyet ile tâlib olmak lâzım gelir. Ve böyle bir mecliste yalnız olmadığımız ve sâir kardeşlerimizin de haklarına azamî dikkat etmekliğimiz, onların üzerimizdeki…