Kısa Yazılar


“Her şeyin içine melekût, dışına da mülk denir. Bu îtibârla insân ile kalb, birbirine hem zarf, hem mazrûf olur. Çünki insân mülk cihetiyle kalbe zarf olur. Melekût cihetiyle de mazrûf olur. Bu kâide arş ile kevn hakkında da tatbîk edilir. Şöyle ki: …”

(…) Amma melekût cihetiyle insanın mazrûf ve kalbin zarf olması ise; kalbin mâhiyetiyle alâkalıdır. Zirâ kalb, insanın mâhiyetinde madde ile mânânın birleştiği mahâl Okumak İçin Tıklayınız


Hadisleri Tercümeden Okumak Bid’at midir?

el-Câmiu’s-sahîh eserinin tercemesini okuyan bir kardeşimize denilmiş: “Bu yaptığın bid’attir.  Hadisleri sâdece Arapçasından okumalısın.”

Bunun üzerine bir parça mütalaada bulunacağız ancak öncesinde ifâde edelim ki; maksadımız bid’atın  mâhiyetini ve kapsamını mütalaa etmek değil zirâ bu, müstakil bir makâle ister. Gâyemiz; yapılan bu iddiâya karşı birkaç izâh ve cevâb ile yetinmektir.

Bid’atın mâhiyeti ve kapsamı hakkında farklı farklı görüşler ve tutumlar var. Meselâ, bir kısım zümre bid’at deyince; Devâmını okumak için Okumak İçin Tıklayınız


Televizyonu Evimden Kaldıramıyorum, Eşim ve Çocuklarım İstemiyor?

Suâl: “Evimizde televizyon var. Ben Risale-i Nurları tam olarak tanımadan ve okumaya başlamadan önce almıştık. Okudukca bu aletin ne kadar zararlı olduğunu anladım. Kaldırmak istiyorum yalnız eşimi ve çocukları razı edemiyorum, tavsiyeniz nedir?” Devâmını Okumak İçin  Okumak İçin Tıklayınız


Nev’-i beşere verilen emânet-i kübrâyı haml dâvâsındaki rüçhâniyeti nasıl anlayacağız ve hayâtımıza tatbîk edeceğiz?

Kardeşlerimizin sormuş olduğu bir suâle binâen yazılan muhtasar cevâbı, istifâdelerinize takdîm ediyorum..

Suâl : “Hazret-i Âdem’in melâikelere karşı kâbiliyet-i hilâfet için bir mu’cîzesi olan ta’lîm-i esmâdır ki, bir hâdise-i cüz’iyedir. Şöyle bir düstûr-u küllînin ucudur ki: Nev’-i beşere câmiiyet-i istîdad cihetiyle ta’lîm olunan hadsîz ulûm ve kâinatın envâ’ına muhit pek çok fünûn ve Hâlıkın şuûnat ve evsâfına şâmil kesretli maarifin ta’lîmidir ki; nev’-i beşere değil yalnız melâikelere, belki semâvât ve arz ve dağlara karşı emânet-i kübrâyı haml dâvâsında bir rüçhâniyet vermiş.” (Sözler, YirminciSöz, Birinci Makâm) Okumak İçin Tıklayınız


Koranavirüs (Covid-19); Ebcedî 2019’a İşâret Eden Dabbetu’l-Arz mı?

Bununla ilgili gelen suâller ve sosyal medya üzerinde yapılan epey yorumlar var.  Herşeyin hakîkatini Cenâb-ı Hakk (cc) bilir diyerek, önemli bir husûsa dikkatinizi çekmek istiyorum.

دَابَّةُ الْأَرْضِ hesâb-ı ebcedî bin dört yüz kırkbir (1441) târihine ve o da; 2019 târihine tekâbül ediyor (43.66 > 44’e yuvarlanır). 2020 de denilse önemli değil, bu tür tevâfuklarda küçük farkların önemsiz olduğunu Hazret-i Üstâd’ımız beyân etmişler. Ve bu tarih, Koronavirüsü’nün ilk <duyurulduğu> târih olan Aralık.2019‘a tevâfuk ediyor. Okumak İçin Tıklayınız


Andımız Metni Bir Hata mıydı?

Hangi yönden ve hangi cihetten bakarsanız bakınız, içinde farklı kültür ve ırkları barındıran ve yeri geldiğinde memleket ve millet için topyekûn mücâdele veren ve bu farklılıklarla zenginleşen ve kuvvetleşen bir memleketin andının; ayrıştırıcı, ötekileştirici, diğer ırkları ve nesebleri görmezden gelici bir uslûb kullanması, -ne geçmişte Okumak İçin Tıklayınız


Aldananlar ve Hocalık Kisvesi Altında Aldatanlar

Bu âhirzamanda, hocalık kisvesi altında aldanmış yahut aldatan hocaların ağına düşmemek ve imânımızı muhâfaza etmek ve kalbimize, fikrimize bâtıl görüşlerin sirâyet etmesinden muhâfaza olunabilmek için, hem kendimizi koruyabileceğimiz birkaç tavsiye ve öneriyi de dâhil ettiğimiz kısa yazımızı istifâdelerinize takdîm ediyorum. Okumak İçin Tıklayınız


Kısas Haktır, Îdâm İçin Referandum Yapılsın

Ey erkân-ı Hükûmet ..! Bu idâm kararını getirmelisiniz. 15 Temmuz’dan beri bağıran milleti dinlemelisiniz. Milletimizin menfaati uğruna olan siyâsi tedbirlerinizi anlıyor olsak da, milletin bağrından gelene kulak vermelisiniz.. İdâm konusunda referanduma gidiniz! O vakit bu mes’ûliyeti millete devretmiş olursunuz. Bırakınız millet, istikbâlini çizsin, gönlü rahatlasın, yüzleri gülsün, zâten İlâhî bir hak olan ‘kısas’ kısmen hayat bulsun. Okumak İçin Tıklayınız


Bedîüzzaman’a ‘Vatan Hâini’ Diyen Hâindir!

Bedîüzzaman Hazretlerinin hakkâniyetini savunmak üzerime borç olması hasebiyle kısadan kaleme alıyorum. Hâinlik isnâd eden hâinlere değil, millete arz ediyorum zirâ efkâr-ı âmmeyi aldatmamak lâzımdır..

“Eğer bin müddeiumumî ve bin emniyet müdürü kadar bu memlekette emniyet-i umumiyeye hizmet etmemiş isem -üç defa- Allah beni kahretsin!” diyen bir zât hakkında hâin diyen, hâindir..! Devâmını Oku…


Müfterîler…

Biz artık bu zümreleri tanıyoruz. Bunların bır kısmında adâvet, garaz, kıskançlık ve haset yatıyor. Başka bir kısmı tamâmen İslâmiyetin aleyhindeler ve dinsizdirler fakat bunu i’tirâf etmezler, gizlerler. Diğer bir kısmı ise Kemâlist ruhlu olduklarından ve belki de tamâmen Kemâlist olduklarından, gizliden gizliye düşmanlık besliyorlar. İslâmiyetin muvaffâkiyetini, kuvvetlenmesini ve hükmetmesini kat’iyyen hazmedemiyorlar. Sûreten haktan görünüp, asıl itibâriyle başka maksadların peşinde koşuyorlar. Bu zümrelerin tamâmı dâhilden ve hâriçten sürekli taarruz ve tâciz ediyorlar. Okumak İçin Tıklayınız


Said-i Nûrsî Devleti Değil, Bilinçli Ümmet İnşâ Ediliyor

Evet, “Said-i Nûrsî Devleti Değil, Bilinçli Ümmet İnşâ Ediliyor” başlığında zikredilenlerin arasındaki farkı birbirinden ayıramamak ciddî bir eksiklik olduğu gibi, Risâle-i Nûr eserleriyle müellifi Bedîüzzaman Hazretlerini de anlayamamış olmaktır. Risâle-i Nûr eserleri ve Hazret-i Bedîüzzaman hakkında ve hatta bu eserleri okuyanlar da dâhil olmak üzere yapılan bütün tecessüsler, tâkipler, tetkîkler, gizliden gizliye yürütülen araştırmalar ve yapılan nice âni baskınlar ve nihâyetinde hazırlanan bütün resmî raporlar ve uzun mahkeme süreçlerinin ne’ticesinde verilen berâetler; Said-i Nûrsî de Okumak İçin Tıklayınız


Hizmet, Başkalarını Yermekle Yapılmaz

Kendine güvenen ve gittiği yolun doğruluğundan emîn olan, karşısındakine hakâretler yağdırmaz, cerbeze yapmaz, demagoji yapmaz, alaylı ve kinâyeli kelâmlar sarf etmez, bilip-bilmeden ortalığa savurmaz, dâvâsının bürhanlarını ortaya koyar, vicdân-ı umûma ve efkâr-ı amme’ye havâle edip yoluna devâm eder.  Okumak İçin Tıklayınız


‘Arab ve Türk Hakîki İki Kardeştir! Adâvete Dönüşmesin

Evet, bu muhabbetin halkın kalplerinde bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Zirâ, umreye veya Hacca giden herkes bilir ki, halkın bize karşı müsbet muhabbetleri ve sevgileri vardır. 15 Temmuz gecesinde ve haftasında nice Arap kardeşlerimizin sokaklara döküldüğünü iyi biliyoruz, bunları asla unutmayalım. Bir milletin teveccüh ve muhabbetini kazanıp kendine taraftar etmek, idârecilerine karşı kazanılan en büyük zaferdir! Okumak İçin Tıklayınız


Erkân-ı Hükûmet’e: ‘Mağdurlarımız Hâlen Bekliyorlar…’

Bu süreç, ekseriyet-i mutlaka ile hükümetin icraatlarına İslâmiyet nazarı ile bakan ve taraftar olan hâlis ve muhlîs insanların, giderek hükümet aleyhine dönüşmelerine zemin hazırlayan bir süreç olup olmadığını da erkân-ı hükümetin iyice taharrî etmesi ve izlemesi gerektiğini düşünüyorum. Okumak İçin Tıklayınız


Cilbâb Altına Pantolon Giyilir mi?

‘Pantolon mes’elesi ve İhsan Şenocak’ı eleştirenler’ adlı yazımızda temâs ettiğimiz cilbâb altına pantolon giyilmesini bir parça daha izâh edelim. Evvelen, bu yalnızca şahsımızın bir görüşü değildir, bu mânâda görüş bildiren birçok ehl-i ilim vardır. Kabûl etmeyip aksini bildirenler de vardır. Her iki taraf da ehl-i ilim olduğuna göre gerekçesine ve maslahatına bakalım. Okumak İçin Tıklayınız


Pantolon Mes’elesi ve İhsan Şenocak’ı Eleştirenler

Şu zaman ve zeminde Kur’ân ve Sünnet adına azîm gayretler ortaya koyan İhsan Şenocak kardeşimizin, kendi tarz-ı mesleğinde ve bulunduğu makâm ve vazîfesi cihetiyle yaptığı ve belki kendisine de farz-ı ayn olan emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker’i icrâ etmesini ve vaaz etmesini binler tebrîk ediyorum. Tahrim Sûresi, 6. Âyetin “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun” kâidesiyle vazîfesini deruhde ettiğini düşünüyorum. Okumak İçin Tıklayınız


Ağabeylerimize Emânetü’l-Üstâd’dır.

Risâle-i Nûr eserlerinin te’lif sürecinde de, neşir sürecinde de istihdâm edilen, saff-ı evvel ve saff-ı sânî nâmlarıyla yâd edilen ve bu kudsî hizmette bulunmaları hiç şüphesiz ki tesâdüf olmayan ve herhangi bir mecbûriyet tahtında da hizmet ettirilmedikleri âşikâr olan bu bahtiyar, gönüllü ve gayretkâr ağabeylerimizin, bu dâvâdaki istihdâmları şüphesiz ki mukadderât-ı İlâhiyedir, takdîr-i İlâhiyedir. Okumak İçin Tıklayınız


Ağabeyler, Fethullah Gülen’i Neden Farkedemediler?

Bu bizim sorduğumuz bir suâl değil, sağda-solda dillendirilen bir suâl! Bâzen ithâm kastıyla, bâzen de ağabeyleri sorgulama veya sorgulatma niyetiyle zikredildiğine şâhit olduğumuz fısıltılardan.. Ve bu haksız ve maksadlı tenkîdlere de cevâb vermek boynumuzun borcu.. Okumak İçin Tıklayınız


Vazîfe-i Kudsîye Bizleri Beklerken..

Nihâyetsiz hamd-ü senâlar olsun ki, böylesi kudsî bir vazîfenin içinde istihdâm ediliyoruz. Umum ümmetin istiâze ettiği âhirzamânda gelmek ve bu kudsî dâirenin içinde olmak, ta’rifi mümkün olmayan bir ihsân-ı Îlâhî ve bir lütf-u Îlâhî’dir… Mâdem bu semâi ve ulvî vazîfe ile tavzîf edilmişiz; elbette bizden vazîfemizin icraası beklenecek… Okumak İçin Tıklayınız


Mağdurlarımızın Hazîn Bekleyişleri..

Zor bir süreçten geçiyoruz, dâhili ve hârici düşmanların taarruzları altında yürüdüğümüz çetin bir süreç. Darbeye teşebbüsden sonra başlayan ve bâzen dost ile düşmanın tefrikinin yapılamadığı, anlaşılamadığı bir süreç. Yâni hava çok puslu, görünmezlerin ve kendini hissettirmeyenlerin her yerde ve her makamda bulunduğunu anladığımız bir süreç… Okumak İçin Tıklayınız


İlim Meclisine Girmenin Âdâbı

Mârifetullah ve imân hakîkatlerinin anlatıldığı, sohbet ve derslerinin yapıldığı medrese-i Nûriye veya dershâne nâmıyla tesmiye edilmiş ilim meclislerine girmenin âdâbı, lâtif bir uslûb ile yazıldı. Kalbimizdeki imânın, cismimizde tezâhürüdür edeb-i İslâmiye. Edeb’in öyle bir mevkî var ki, hem ilimden önce gelir, hem de ilmi dâvet eder. Ders-i Kur’ân’a muhâtab olanın, o dersten istifâdesine dâhi te’sir eder. Hem hâriçteki nazarlar, edeb-i İslâmiyeyi ihyâ eden sâdık Mü’minlere, İslâmiyet hesabına hayrân olurlar… Okumak İçin Tıklayınız


İlim Meclisinde Oturmanın Âdâbı

İlim meclislerinde, hitâbât-ı Kur’ân’iyeye muhâtab ve ders-i Kur’ân’a muhtâç olan biz talebelerin, hem kendi nefislerimiz, hem muhtâç olan diğer kardeşlerimizin de istifâdelerinin perdelenmemesi için tarz-ı harekâtımıza dikkat etmek elzem olduğu kadar, ders-i Kur’ân’a hakikî bir muhâtab olmak ve dersin hakîkatlerinin ruhumuza nüfûs edebilmesi için hâlis bir niyet ile beraber, gayret ve ciddiyet ile tâlib olmak lâzım gelir. Ve böyle bir mecliste yalnız olmadığımız ve sâir kardeşlerimizin de haklarına azamî dikkat etmekliğimiz, onların üzerimizdeki… Okumak İçin Tıklayınız


Sitemiz Hakkında

İlim meclislerinde, hitâbât-ı Kur’ân’iyeye muhâtab ve ders-i Kur’ân’a muhtâç olan biz talebelerin, hem kendi nefislerimiz, hem muhtâç olan diğer kardeşlerimizin de istifâdelerinin perdelenmemesi için tarz-ı harekâtımıza dikkat etmek elzem olduğu kadar, ders-i Kur’ân’a hakikî bir muhâtab olmak ve dersin hakîkatlerinin ruhumuza nüfûs edebilmesi için hâlis bir niyet ile beraber, gayret ve ciddiyet ile tâlib olmak lâzım gelir. Ve böyle bir mecliste yalnız olmadığımız ve sâir kardeşlerimizin de haklarına azamî dikkat etmekliğimiz, onların üzerimizdeki…