İlim Meclisine Girmenin Âdâbı

494 total views, 2 views today

İlim Meclisine Girmenin Âdâbı

Eğer girilecek ise bir meclise, abdest almalı öncesinde…

Ter kokmamalı, çorapların da temizliğinden emin olunmalı…

İlim meclisine yakışır kıyâfetler ile, erler misk ü anber kokmalı…

Misk ü anber kokmada aşırı kaçılmamalı, lâkin her gelenin kokusu, seninki ile birleşip yayılmakta olduğu unutulmamalı…

İlim meclisine gidecek olan yediğine içtiğine dikkat etmeli…

Ne soğan gibi şeyler yemeli, ne de yerken Sünnet-i Seniye’yi geçmeli…

Ağız kokusu meclisi rahatsız eder, mide şişkinliği ise dersten istifâdeyi perdeler…

İlim meclisine varınca, sağ ayakla ve besmele ile girmeli…

“Allah’ım bana rahmetinin kapılarını aç” hadisini zikretmeli..

Meclise selâm vermeli, umûmun selâmetini ve hayrını dilemeli…

Amma bir şart var ki; mecliste ders-i Kur’ân başladı ise, hitâbât-ı Kur’ân’iyeye hitâb karıştırmamalı, sessizce bir yere yerleşip, muhâtab olmalı. Ne vakit ders-i Kur’ân bitti, o vakit selâmı vermeli…

İlim meclisine geç kalmamalı, mümkünse ders-i Kur’ân başlamadan önce meclise girmeli…
Eğer gecikme olsa, geri dönülmemeli, neresinde olunursa olunsun, ders-i Kur’ân’a iştirâk etmeli.
Ne kadar hisse alsan, âhiretine menfaattir bilmeli…

Eğer sen meclise girince, sana selâm’a kalkanlar olsa, kat’iyyen müsaade yok, hürmet yalnız Kur’ân’a… Biz uzanır selâmlarız cümle âlemi, ayağa kaldırmayız kat’iyyen ümmeti…

Derken başlar hitâbât-ı Kur’ân’iye, kapanır açık başlar takke ile…

İstiğfar, Besmele ve Salâvat’da beraberinde, bu azîm hayra hissedâr olmak duâsı ile…

 

(*) Buraya kadar yazdıklarımız ilim meclisine girme adâbıdır. Yazdıklarımıza me’haz olan bâzı hadisler…

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ قَالَ: حَدَّثَنَا يَحْيَى قَالَ: حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ قَالَ: حَدَّثَنَا الْأَسْوَدُ بْنُ الْعَلَاءِ بْنِ جَارِيَةَ الثَّقَفِيُّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ هُوَ ابْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «حِينَ يَخْرُجُ الرَّجُلُ مِنْ بَيْتِهِ إِلَى مَسْجِدِهِ، فَرِجْلٌ تُكْتَبُ حَسَنَةً وَرِجْلٌ تَمْحُو سَيِّئَةً» 

Ebû Hureyre’den radıyallahu anh rivâyete göre, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimse mescide gitme niyetiyle evinden çıktığında, attığı her adımdan dolayı kendisine bir sevâb yazılır ve bir günah silinir.” 1


 

وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ: «يَبْدَأُ بِرِجْلِهِ اليُمْنَى فَإِذَا خَرَجَ بَدَأَ بِرِجْلِهِ اليُسْرَى» 

İbn Ömer, sağ ayağı ile girer, sol ayağı ile çıkardı.

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ: حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ: «كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُحِبُّ التَّيَمُّنَ مَا اسْتَطَاعَ فِي شَأْنِهِ كُلِّهِ، فِي طُهُورِهِ وَتَرَجُّلِهِ وَتَنَعُّلِهِ» 

Hz. Âişe radıyallahu anha vâlidemizden şöyle nakledilmiştir: “Temizlik yaparken, taranırken, ayakkabını giyerken, hâsılı bütün işlerinde mümkün olduğu kadar sağdan başlamak,Hz. Peygamber’in sallallâhu aleyhi ve sellem hoşuna giderdi.” 2


 

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الله بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ – يَعْنِي ابْنَ بِلَالٍ -، عَنْ رَبِيعَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ أَو أَبِي أُسَيْدٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ الله صَلى الله عَليهِ وسَلم: إِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمُ الْمَسْجِدَ فَلْيَقُلِ: اللَّهُمَّ افْتَحْ لِي أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ، وَإِذَا خَرَجَ فَلْيَقُلِ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ 

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz mescide girdiğinde; ‘Allah’ım, bana rahmetinin kapılarını aç’ desin, (oradan) çıktığında ise; ‘Allah’ım, muhakkak ki ben senden, senin lütfûnu istiyorum’ desin.” 3


 

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ قَالَ: حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ ابْنِ عَجْلَانَ، عَنْ سَعِيدٍ المَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا انْتَهَى أَحَدُكُمْ إِلَى مَجْلِسٍ فَلْيُسَلِّمْ، فَإِنْ بَدَا لَهُ أَنْ يَجْلِسَ فَلْيَجْلِسْ، ثُمَّ إِذَا قَامَ فَلْيُسَلِّمْ فَلَيْسَتِ الأُولَى بِأَحَقَّ مِنَ الآخِرَةِ» 

Ebû Hüreyre’den radıyallahu anh rivâyete göre, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz bir toplantı yerine vardığında oraya selâm versin ve oturmak gerekiyorsa oraya otursun. Daha sonra kalktığında yine selâm verip ayrılsın, çünkü önceki selâm sonrakinden daha gerekli değildir. (Yâni her ikisi de gereklidir).” 4


 

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ الشَّهِيدِ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، قَالَ: خَرَجَ مُعَاوِيَةُ عَلَى ابْنِ الزُّبَيْرِ، وَابْنِ عَامِرٍ فَقَامَ ابْنُ عَامِرٍ وَجَلَسَ ابْنُ الزُّبَيْرِ فَقَالَ مُعَاوِيَةُ لِابْنِ عَامِرٍ: اجْلِسْ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ أَحَبَّ أَنْ يَمْثُلَ لَهُ الرِّجَالُ قِيَامًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ» 

Ebû Miclez’den radıyallahu anh rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir gün Muaviye; İbn Zübeyr’le, İbn Âmir’in bulundukları yere girdi. Bunun üzerine İbn Âmir ayağa kalktı, İbn Zübeyr ise oturmaya devam etti. Bunun üzerine Muaviye, İbn Âmir’e otur, ayağa kalkma çünkü ben Rasûlullah’dan sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle işittim: ‘Kim insanların kendisi için ayağa kalkmasından hoşlanırsa, o kimse Cehennem ateşindeki yerine hazırlansın’.” 5


 

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لاَ يُقِيمُ الرَّجُلُ الرَّجُلَ مِنْ مَجْلِسِهِ ثُمَّ يَجْلِسُ فِيهِ» 

Sizden herhangi biriniz sakın diğer birini oturduğu yerden kaldırıp, sonra onun yerine oturmasın.” 6


 

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، وَأَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الْمَعْنَى، قَالَا: حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا عَامِرٌ الْأَحْوَلُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، قَالَ ابْنُ عَبْدَةَ: عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لَا يُجْلَسْ بَيْنَ رَجُلَيْنِ إِلَّا بِإِذْنِهِمَا» 

Amr b. Şuayb’tan radıyallahu anh –İbn Abde babasından ve dedesinden demiştir- rivâyete göre, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “İzinleri olmadıkça iki kişi arasına oturulamaz.” 7


 

حَدَّثَنَا خَلَّادُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «أَنَّهُ نَهَى أَنْ يُقَامَ الرَّجُلُ مِنْ مَجْلِسِهِ وَيَجْلِسَ فِيهِ آخَرُ، وَلَكِنْ تَفَسَّحُوا وَتَوَسَّعُوا» وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ «يَكْرَهُ أَنْ يَقُومَ الرَّجُلُ مِنْ مَجْلِسِهِ ثُمَّ يَجْلِسَ مَكَانَهُ» 

“İbn Ömer’den radıyallahu anh rivâyete göre: ‘Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, bir adamın oturduğu yerden kaldırılarak, diğerinin onun yerine oturmasını nehyetmiştir; ama ‘yer açınız, genişletiniz’ (diyebilir) diye buyurmuştur.’” 8

Ersin Miman

————————————————
1: Sünen-i Nesâî, Kitâbü’l-Mesâcid; Ebû Dâvud, Kitâbü’s-Salah; Sünen-i İbn Mâce, Kitâbü’l-Mesâcid ve’l-Cemâât 
2: Sahîh-i Buhârî, Kitabü’s-Salâh 
3: Sünen-i Dârimi, Kitâbü’l-İsti’zân 
4: Sünen-i Tirmizî, Kitâbü’l-İsti’zân; Sünen-i Ebû Dâvud, Kitâbü’l-Edeb 
5: Sünen-i Ebû Dâvud, Kitâbü’l-Edeb; Sünen-i Tirmîzî, Kitâbü’l-Edeb; el­Müsned, 16845 
6: Sahîh-i Buhârî, Kitâbü’l-İsti’zân; Sahîh-i Müslim, Kitâbü’s-Selâm; Sünen-i Tirmizî, Kitâbü’l-Edeb; Dârimi, İsti’zân:24 
7: Sünen-i Ebû Dâvud, Kitâbü’l-Edeb 
8: Sahîh-i Buhârî, Kitâbü’l-İsti’zân; Sahîh-i Müslim, Kitâbü’s-Selâm 

Bir cevap yazın