www.ErsinMiman.com

ersinmiman@gmail.com

Kategori: Soru-Cevâb

  • Eğer Tanrı her şeyi bilen ilim sıfatına sahipse, bizi test etmesine gerek yoktur zira kader onun sorumluluğu altındadır, kötülüğe uğrayan da uğratan da onun kader yazısında vardır. Bu durum tanrının mutlak iyi tanımıyla çelişmez mi?

    Eğer Tanrı her şeyi bilen ilim sıfatına sahipse, bizi test etmesine gerek yoktur zira kader onun sorumluluğu altındadır, kötülüğe uğrayan da uğratan da onun kader yazısında vardır. Bu durum tanrının mutlak iyi tanımıyla çelişmez mi?

    yazar:

    kategori:

    Eğer suâldeki iddiâ doğru olsaydı, Cehenneme girecek olan insânlar elbette i’tirâz edeceklerdi. Fakat Cehennem ehlinin i’tirâz edemeyeceğini gâyet iyi biliyoruz. Kadere de taalluk eden (ilgili olan) bu mes’eleyi adım adım bir temsîl üzerinden anlamaya çalışalım: Meselâ, yeni eğitim-öğretim yılı başladığında sınıflarda öğretmenler ile tanışma faslı olur. Bâzen öğretmenlerimiz içinde yaşı ileri, tecrûbesi çok fazla ve…

  • Muhammed Sûresi 4. Âyette, ‘boynunu vurmaktan’ bahsediyor. Deaş (işid) gibilerin yaptığı kafa kesmek, bu âyetle normalleştiriliyor!

    Muhammed Sûresi 4. Âyette, ‘boynunu vurmaktan’ bahsediyor. Deaş (işid) gibilerin yaptığı kafa kesmek, bu âyetle normalleştiriliyor!

    yazar:

    kategori:

    İddiâ edildiği gibi olup olmadığını anlamak için öncelikle İlgili âyeti kaydederek başlayalım; Muhammed Sûresi, 4.âyet: فَاِذَا لَقِيتُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا فَضَرْبَ الرِّقَابِۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَثْخَنْتُمُوهُمْ فَشُدُّوا الْوَثَاقَۙ فَاِمَّا مَنًّا بَعْدُ وَاِمَّا فِدَٓاءً حَتّٰى تَضَعَ الْحَرْبُ اَوْزَارَهَاۚ ذٰلِكَۜ وَلَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ لَانْتَصَرَ مِنْهُمْۙ وَلٰكِنْ لِيَبْلُوَ۬ا بَعْضَكُمْ بِبَعْضٍۜ وَالَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ فَلَنْ يُضِلَّ اَعْمَالَهُمْ Meâlen (Diyânet): “(Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onları çökertip etkisiz hâle getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona…

  • İslâmda zorlama yoktur ancak Tevbe Sûresi, 5. Ayet’de, esir olanlar eğer iman ederlerse  serbest bırakılıyor, bu da bir zorlama degil midir?

    İslâmda zorlama yoktur ancak Tevbe Sûresi, 5. Ayet’de, esir olanlar eğer iman ederlerse  serbest bırakılıyor, bu da bir zorlama degil midir?

    yazar:

    kategori:

    Tevbe Sûresi, 5.âyeti kaydederek başlayalım: فَاِذَا انْسَلَخَ الْاَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُوا الْمُشْرِكِينَ حَيْثُ  وَجَدْتُمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَاحْصُرُوهُمْ وَاقْعُدُوا لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍۚ فَاِنْ تَابُوا وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ فَخَلُّوا سَبِيلَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ Meâlen: “(Dokunulması) haram olan o aylar çıkdığı zaman artık o müşrikleri, onları nerede bulursanız, öldürün, onları (esîr olarak) yakalayın, onları habsedin, onların bütün geçid yerlerini tutun. Eğer tevbe ederler, namaz kılarlar, zekât verirlerse kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” Evet, İslâm’da teklîf…

  • Nebe Sûresi, 6.âyet’de ‘yeryüzünü döşege benzetmiş’, döşek ise düz olduğundan dünyayı da düzlüğe benzetmiş olması yanlış değil midir?

    Nebe Sûresi, 6.âyet’de ‘yeryüzünü döşege benzetmiş’, döşek ise düz olduğundan dünyayı da düzlüğe benzetmiş olması yanlış değil midir?

    yazar:

    kategori:

    Burada mecâzî bir ifâde ve teşbih (benzetme) var. Benzetme, düzlük üzerine değil. Âyette zikredilen kelimenin anlamlarını yazalım: Nebe Sûresi, 6.âyet, اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهَادًاۙ olup buradaki مهاد kelimesinin anlamları: “istirahât yeri, yatak, döşek, yaygı, kucak, sîne, bir çocuğun yatağı; beşik; bir yatak üzerine uzanmak, yaslanmak veya oturmak için yayılan bir şey; alçak ve düz arâzî” ve bâzı lugâtlarda…

  • Hz. Musa’nın Kızıldenizi yardığını nereden bilicegiz? Sonuç olarak Kur’anda yazan bir mucize.

    Hz. Musa’nın Kızıldenizi yardığını nereden bilicegiz? Sonuç olarak Kur’anda yazan bir mucize.

    yazar:

    kategori:

    Öncelikle şunu ifâde edelim ki; iddiâ edilen birşeyin olmadığını açıkça gösteren kat’i ve kesîn delîller yoksa ve olduğuna dâir de işâretler ve alâmetler bulunsa; o şeyin olduğu yönünde ihtimâl kuvvetlenir. Hatta bu işâretler veya delîller zayıf dahi olsalar, bir araya geldiklerinde kuvvetlenirler, aynen iplerin bir araya gelmesiyle sağlam bir halat olması gibi. Hz. Mûsâ’nın, Firavun’dan…